Proje vitrini hazırlanıyorPreparing project showcaseПодготавливаем витрину проекта

Ön Muhasebe

İşyeri kirasında stopaj ve kira ödemelerinin muhasebesi

Ofis kirası tek kalemli bir gider değildir: kesinti kimin yükümlülüğü, net ile brüt nerede ayrışır, depozito ve aidat nereye yazılır, aylık kayıt nasıl kurulur.

Rocketly · 2026-09-02

Ayın beşi. Bir tasarım ajansının kurucusu ofis kirasını her zamanki gibi gönderiyor: aynı tutar, aynı hesap, aynı gün. On dört ay sonra defterler yeni bir mali müşavire devredildiğinde tablo değişiyor. Bankadan çıkan para kiranın tamamı değil, yalnızca mal sahibine kalan kısmı. Vergi dairesine gitmesi gereken parça hiç ayrılmamış, hiçbir beyannamede görünmemiş. Şirket bir yandan gerçek kira giderinden düşük bir rakamı deftere yazmış, bir yandan da varlığından habersiz olduğu bir borcu ay ay büyütmüş. Kira ödendi; kirayla birlikte doğan yükümlülük ödenmedi.

İşyeri kirasında yaşanan sorunların çoğu kötü niyetten değil, kiranın tek kalemli bir gider sanılmasından çıkar. Aşağıda kesintinin hukuken kimin yükümlülüğü olduğunu, kiraya verenin kimliğine göre değişen belge düzenini, net ve brüt sözleşmelerin bilançoda açtığı farkı, ödeme yapılmadan da doğabilen yükümlülüğü, kirayı banka üzerinden ödeme zorunluluğunu, depozito ile aidatın nereye yazıldığını, kiraladığınız yere yaptığınız yatırımın nasıl muhasebeleştiğini ve bütün bunların aylık bir rutine nasıl dönüştüğünü sırayla ele alıyoruz.

1Sözleşme2Brüt kira3Banka ödemesi4Stopaj beyanı5Gider kaydı
Kira ödemesinin tek bir havaleye sığmayan beş durağı; her durak bir sonrakinin girdisini üretir.

Stopaj aslında kimin vergisi?

Kira stopajı, kiraya verenin elde ettiği gelirin vergisinden peşin olarak kesilen bir parçadır. Ekonomik olarak vergi mal sahibine aittir. Ama kesme, beyan etme ve ödeme yükümlülüğü kiracıdadır: mevzuat kiracıyı bu işlemde vergi sorumlusu sayar. Ayrım teknik görünür, sonucu son derece somuttur. Kesinti yapılmadığında idare mal sahibinin kapısını değil, kiracının kapısını çalar.

Bundan çıkan pratik sonuç şudur: kira ödemesini tek hareket değil, iki hareket olarak düşünmek gerekir. Biri mal sahibine giden net tutar, diğeri vergi dairesine giden kesinti. İkisi aynı gün de çıkmaz; net kira sözleşmedeki günde, kesinti beyan döneminde ödenir. Aradaki zaman farkı, ay içinde hesabınızda duran ama size ait olmayan bir para yaratır. Bu parayı işletme sermayesi sanan ekipler beyan gününde açık verir; kesintiyi ayrı bir yükümlülük satırı olarak izlemek, nakit akışı planınızın en kolay düzelen kalemlerinden biridir.

Kiraya veren kim? Üç senaryo, üç ayrı belge düzeni

Kiracının ne yapacağı, karşı tarafın kim olduğuna göre baştan aşağı değişir. Aynı ofis, aynı tutar; ama mal sahibi bir emekli mi yoksa bir limited şirket mi sorusunun cevabı hem belge düzenini hem vergi düzenini değiştirir. Sözleşmeyi imzalamadan önce sorulması gereken ilk soru budur, kirayı pazarlık ettikten sonra sorulacak bir ayrıntı değil.

Kiraya verenAldığınız belgeSizin yükümlülüğünüz
Gerçek kişi, taşınmaz işletmeye dahil değilBelge yok; sözleşme ve dekont esasKesinti yapmak ve beyan etmek
Gerçek kişi, taşınmaz ticari işletmeye dahilFaturaFaturayı takip etmek; kesinti gündeme gelmez
Sermaye şirketi veya kurumFaturaFaturasız ödeme yapmamak
Hisseli mülkiyet, birden çok malikPayları ayrı yazan sözleşmeHer malik için ayrı hesap
Yurt dışında yerleşik malikDuruma göre değişirRejimi önceden teyit ettirmek

Tablodaki ikinci satır en çok gözden kaçandır. Gerçek kişiden kiralamak otomatik olarak kesinti demek değildir; belirleyici olan kişinin sıfatı değil, taşınmazın bir ticari işletmenin varlığı olup olmadığıdır. Aynı şekilde bir şirketten kiralamak da sizi rahatlatmaz: orada kesinti yerine fatura takibi devreye girer ve faturası alınmamış bir kira ödemesi, banka üzerinden ne kadar düzgün çıkmış olursa olsun gider tarafında sizinle kalmaz. Fatura düzeninin kira tarafındaki karşılığı tam olarak budur.

Net mi brüt mü? Sözleşmedeki tek kelimenin bedeli

Piyasadaki sözleşmelerin büyük kısmı net rakamla konuşur, çünkü mal sahibi eline geçecek parayı bilmek ister. Bu kendi başına bir sorun değildir. Sorun, net rakamın deftere kira gideri olarak yazılmasıyla başlar. Kesinti brüt tutar üzerinden hesaplandığı için, elinizde yalnızca net varsa önce brütü bulmanız gerekir; bu işlem bir tercih değil, kendinize borçlu olduğunuz bir aritmetiktir.

Mantığı basittir: net tutar, brütün kesinti sonrası kalan payına bölünür. Ortaya iki rakam çıkar. Gider olarak deftere yazacağınız rakam brüttür, mal sahibine göndereceğiniz rakam nettir, aradaki fark da vergi dairesine gidecek olandır. Net rakamı gider yazan bir şirket, kâr tablosunu olduğundan iyi gösterir ve kendi ofis maliyetini yıllarca yanlış bilir. Doğru gelir gider takibi tam olarak buradan başlar.

Sözleşmede net yazması yükümlülüğü ortadan kaldırmaz, yalnızca hesabı size bırakır.

Yaygın tavsiye şudur: sözleşmeyi mutlaka brüt yazın. Doğru bir tavsiyedir ama sanıldığı kadar koruyucu değildir, çünkü sözleşmenin kelimeleri kamu hukukundan doğan bir sorumluluğu taşımaz. Mal sahibiyle kesintiyi ben hallederim diye anlaşmak da aynı kapıya çıkar: taraflar arasında geçerli olabilir, idare karşısında geçerli olmaz. Brüt yazmanın gerçek faydası hukuki koruma değil, aylık hesabın kimse yorum yapmadan yürüyebilmesidir.

Ödeme yapmadıysanız yükümlülük doğar mı?

Burası, kirayı geciktiren şirketlerin en sık yanıldığı yerdir. Kesinti yükümlülüğü yalnızca nakden ödemeye bağlı değildir; gideri tahakkuk ettirip tutarı mal sahibine borç olarak kaydettiğiniz an da hesaben ödeme sayılır. Yani kirayı üç ay ödemeyip her ay defterde gider yazdıysanız, yükümlülük havaleyi beklemez.

Bu durum tam olarak mal sahibiyle anlaşmazlık yaşayan ya da nakit sıkışıklığı nedeniyle kirayı erteleyen işletmeleri hazırlıksız yakalar. Ödenmeyen kirayı hiç gider yazmamak da çözüm değildir; o zaman da dönem sonucunuz gerçeği yansıtmaz. Doğru yol tahakkuku yapmak, yükümlülüğü kaydetmek ve nakit planını buna göre kurmaktır. Yıl sonu kapanışında en sık yapılan düzeltmelerden biri budur.

Kirayı neden bankadan ödemek zorundasınız?

İşyeri kira ödemelerinin banka veya benzeri finans kuruluşları üzerinden yapılması, Türkiye'deki belgelendirme kurallarının bir parçasıdır. Elden ödenen kira, ödendiği halde ispatlanamayan kiradır; kuralın ihlali de başlı başına ayrı bir konudur. Küçük ekiplerde bu kural genellikle çok insani bir nedenle çiğnenir: mal sahibi nakit ister, kimse tartışmak istemez.

Sonradan hayat kurtaran bir alışkanlık var: transfer açıklamasına hangi döneme ait olduğunu, taşınmazın adresini ve varsa sözleşme numarasını yazmak. Bu tek satır, bir yıl sonra ekstre üzerinden yapılacak eşleştirmeyi birkaç dakikaya indirir. Açıklamasız havalelerle dolu bir hesap ekstresi ise sizi kendi kayıtlarınızı hafızadan yeniden kurmaya zorlar.

Depozito, aidat, peşin kira: hangisi kira sayılır?

Kira sözleşmesinin etrafında dönen para hareketlerinin hepsi kira değildir ve hepsi aynı muameleyi görmez. Ayrımı doğru yapmak hem kesinti hesabını hem gider tablosunu düzeltir. Aşağıdaki liste çoğu ofis sözleşmesinde karşınıza çıkacak kalemleri ayırır.

  • Depozito: Sözleşme sonunda iade edilmek üzere verilen teminattır, yani gider değil alacaktır; kira gibi işlenirse hem gideriniz şişer hem iade günü kayıt yerini bulmaz.
  • Peşin ödenen kira: Tek ödeme birden çok dönemi kapsadığında ödemenin tarihi ile giderin ait olduğu dönem ayrışır; para bir kez çıkar, gider aylara dağılır.
  • Aidat ve ortak giderler: İş hanı yönetimine ödeniyorsa ayrı bir gider kalemidir; mal sahibine kira içinde ödeniyorsa kiranın kaderini paylaşır.
  • Geriye dönük artış farkı: Sonradan uygulanan zam, kapsadığı aylara yazılır; farkın tamamını ödendiği aya yığmak dönem karşılaştırmalarını bozar.
  • Elektrik, su, doğalgaz: Abonelik sizin adınızaysa doğrudan giderdir; mal sahibi adına kalmışsa belge sizin adınıza düzenlenmez ve fiilen ödeseniz bile gider yazımı tartışmalı hale gelir.
  • Tadilat ve dekorasyon: Taşınmaza kalıcı olarak eklenen işler cari gider değil, kiralama süresi boyunca itfa edilen bir yatırımdır.
  • Erken çıkış bedeli: Sözleşmenin süresinden önce sona ermesi karşılığı ödenen tutar kira değildir; kendi belgesiyle ayrı bir kalem olarak kaydedilir.

Bu ayrımlar sözleşme bitene kadar didaktik görünür. Depozitoyu gider yazan bir şirket, sözleşme sona erdiğinde iade edilen parayı neredeyse gelir gibi göstermek zorunda kalır ve o ayın tablosu anlamını kaybeder.

Kira gideri defterlerde nasıl durur?

Kaydın mantığı üç ayaklıdır. Brüt tutar gider olarak yazılır. Mal sahibine ödenecek net tutar borç olarak durur. Kesilen vergi ayrı bir yükümlülük hesabında bekler ve beyan dönemi geldiğinde oradan kapanır. Bu üçlü ayrım kurulduğunda ay sonunda tek bakışta görürsünüz: kira ödendi mi, kesinti beyan edildi mi, ikisinin arasında takılan bir şey kaldı mı.

Mal sahibini bir cari hesap gibi izlemek de işe yarar. Depozito, peşin ödemeler, aidat payı ve erken çıkış kalemleri aynı kartta biriktiğinde sözleşme sona erdiğinde kimin kime ne borçlu olduğu tartışma konusu olmaz. Bu düzenin işletme içindeki sınırını ve mali müşavirin nerede devraldığını mali müşavirle çalışma düzeni yazısında ele alıyoruz; kendi sözleşmenizin nasıl değerlendirileceğinde son sözü her zaman mali müşaviriniz söylemelidir.

Peşin ödenen kira hangi döneme yazılır?

Bir yıllık kirayı peşin ödeyen bir şirket, o parayı ödediği ayın gideri sayarsa bir ay batmış, sonraki on bir ay olduğundan kârlı görünür. Doğru kayıt, ödemeyi gelecek dönemlere ait gider olarak açmak ve her ay ilgili payı gidere aktarmaktır. Aynı ilke kesinti tarafında geçerli değildir; orada belirleyici olan ödeme anıdır. İki takvimin farklı işlemesi bir hata değil, işin doğasıdır.

Kiraladığınız yere yaptığınız yatırım kimin?

Bir ofisi kullanılabilir hale getirmek çoğu zaman para ister: bölme duvarlar, aydınlatma, mutfak, kablolama. Sökülüp götürülemeyen her şey taşınmazın parçası olur ve sözleşme bittiğinde mal sahibinde kalır. Muhasebe tarafında bunlar cari gider değil, kira süresi boyunca itfa edilen bir yatırım kalemidir; mekanizmayı amortisman yazısında topladık.

Burada çoğu kurucunun görmediği bir bağ var: sözleşmenin süresi, o yatırımın kaç yıla yayılacağını belirler. Üç yıllık sözleşmeyle tutulan bir yere yapılan tadilat, aynı işin on yıllık sözleşmedeki halinden çok daha ağır bir yıllık yük üretir. Tadilata başlamadan önce süre uzatımını konuşmak, sonradan alınacak hiçbir muhasebe kararının telafi edemeyeceği bir kazanç sağlar.

Sözleşmede görünmeyen kalemler

Sözleşme imzalandığı anda kiradan bağımsız bir maliyet daha doğar: sözleşmenin kendisi bir kâğıt olarak vergilendirilir. Süre uzadıkça ve toplam bedel büyüdükçe bu kalem de büyür, çünkü hesap aylık kiraya değil sözleşmenin toplamına bakar. Mekanizmayı damga vergisi yazısında anlatıyoruz; süreyi uzatırken bu kalemi hesaba katmayan ekipler sonradan sürprizle karşılaşır.

İkinci görünmez kalem para birimidir. Türkiye'de yerleşik taraflar arasındaki gayrimenkul kira sözleşmelerinde döviz kullanımı kural olarak sınırlıdır ve istisnaları dardır. Sözleşmenin dövizle kurulabildiği hallerde ise hem kesinti hem gider kaydı ödeme günündeki kura göre yapılır ve tarihler arasındaki hareket ayrı bir kalem doğurur; bu farkın nasıl izleneceğini dövizli fatura ve kur farkı yazısında bulabilirsiniz.

KDV işin neresinde?

Kiraya veren gerçek kişiyse ve taşınmaz bir ticari işletmeye dahil değilse, kiralama işlemi genellikle katma değer vergisinin dışında kalır ve ortada fatura da olmaz. Kiraya veren bir şirketse ya da taşınmaz bir işletmenin varlığıysa fatura düzenlenir ve vergi belgenin üzerinde görünür. Bu ayrım, kiranızın indirilecek vergi tarafında bir karşılığı olup olmayacağını doğrudan belirler; temel mantığı KDV rehberimizde bulabilirsiniz.

Uygulamada en sık karışan nokta, kesinti ile katma değer vergisinin aynı şey sanılmasıdır. İkisi farklı vergilerdir, farklı beyannamelerde yer alır ve biri varken diğeri hiç olmayabilir. Kira kesintinizi taşıyan beyanname aynı zamanda ücretlerden yapılan kesintileri de taşır; bu beyannamenin bütününü muhtasar ve prim hizmet beyannamesi yazısında ele alıyoruz.

Tekrar eden dört hata ve bunları kesen aylık rutin

Birincisi, net tutarı gider yazmak. İkincisi, mal sahibi değiştiğinde belge düzenini yeniden sorgulamamak: taşınmaz bir şirkete devredilmişse akış baştan aşağı değişir ve dünkü alışkanlık bugünün hatası olur. Üçüncüsü, hisseli mülkiyette tek bir maliğe toplu ödeme yapmak; ayrı paylar ayrı hesap ister.

Dördüncüsü en sinsisidir: kiranın hiç değişmediğini varsaymak. Artış tarihleri, yenilemeler ve ara dönem düzeltmeleri kaydı elle güncellemeyi gerektirir. Sabit bir tutarı otomatik ödemeye bağlayıp bir daha bakmayan ekipler, aylardır biriken farkı tek seferde kapatmak zorunda kalır; bu da hem nakit hem kayıt tarafında tamamen gereksiz bir sıkışma üretir.

Kira tekrar eden ve tarihleri önceden bilinen bir yükümlülük olduğu için sistemleştirmeye en uygun kalemlerden biridir. Sözleşme bilgileri tek bir kayıtta dursun: taraflar, brüt ve net tutar, artış maddesi, süre, depozito ve yenileme tarihi. Ödeme günü ile beyan günü iki ayrı hatırlatma olsun, çünkü ikisi farklı takvimlerde ilerler.

Ay sonunda üç kontrol yeter. Ekstredeki tutar sözleşmedeki net tutarla eşleşiyor mu? Gider kaydı brüt üzerinden mi yapılmış? Kesinti yükümlülüğü hesabı beyandan sonra sıfırlanmış mı? Bu üç soru, yılda bir kez yaşanan büyük sürprizlerin neredeyse tamamını ortadan kaldırır. Sözleşmenize özgü şartlar için ise kararı mali müşavirinizle birlikte verin; burada anlatılan mekanizmadır, sizin dosyanızın değerlendirmesi değil.

Kira sözleşmelerini, ödeme takvimini, mal sahibi cari hesabını ve gider kayıtlarını aynı yerde tutmak bu rutini kendiliğinden yürür hale getirir. Rocketly'de sözleşme kayıtları, tekrar eden ödeme hatırlatmaları, cari hesap takibi ve ön muhasebe aynı ekranda buluşuyor; ücretsiz hesap açarak kendi kira ve gider akışınızı kurabilirsiniz.